İlkel Tarım

İnsanların biriktirme yerlerinde toprağa dökülen tohum, yumru ve köklerin yeni bitkilerin meydana getirdiğini fark etmeleriyle birlikte, toplama yoluyla elde edilemeyen ürünleri yetiştirmeye çalışmışlardır. Bu süreçte insanlar tüm gün yiyecek aramaktansa bitkileri toprağa ekerek devamlı olarak yerleşik halde besin elde edebileceğini fark etmişlerdir. Böylece ilkel tarım başlamıştır. İlkel tarım elle dikim, sopayla dikim, ocak açma suretiyle dikim, çapa ile dikim olmak üzere farklı zamanlarda ve farklı şekillerde yapılmaya başlamıştır. İnsanlar, var oldukları ilk günden beri, binlerce yıldır sürdürdükleri göçebe avcı-toplayıcı hayat biçiminden yerleşik-üretici yaşama geçtiler, çünkü ekim ve hasat aynı yerde uzun süre kalmayı gerektiriyordu. Olasılıkla, uzunca bir süre her iki yaşama biçimi de beraberce götürüldü, ama sonunda, günümüzden yaklaşık 10 bin yıl önce yeryüzünde tarım yapılan ilk insan köyleri güneydoğu Anadolu’da ve kuzey Suriye’de görülmeye başladı. Suriye’deki Abu Hüreyra ve Türkiye’deki Cafer Höyük, Çayönü, Nevali Çori gibi arkeolojik ören yerleri bu ilk tarım köyleri arasındadır. Bundan sonraki 1500 yıl içinde de buğday tarımı Ürdün Vadisi’ndeki Beidha doğru güneye, İran’daki Jarmo ve Ali Kosh bölgesi olmak üzere doğuya ve Orta Anadolu’daki Aşıklı Höyük, Can Hasan III ve Çatalhöyük’e doğru batıya yayıldı.

 

Hindistan’da M.Ö. 7000’lerde rastlanılan tarım, yaklaşık 2000 yıl sonra da diğer Asya ülkelerinde görülmektedir. Yine bu dönemlerde Nil Nehri çevresinde tarımsal yapılara rastlanmaktadır. Mısır ve çevresindeki önemli su kaynakları ve ılıman iklimin mevcut olması tarımın burada daha üretken olmasını sağlamıştır. Yine aynı dönemlerde Mısırlılar Nil’in taşma dönemlerini hesaplamış ve ürünlerinin telef olmaması için çeşitli matematiksel formüller ve geometrik hesaplamalar geliştirerek önlemler almışlardır. Mezopotamya’da ise Şatt-ül-Arap ve Basra Körfezi çevresinde uygulanan tarımsal faaliyetler, ilk kez Sümerler tarafından yapılmıştır. M.Ö. 5000’lere denk gelen bu süreç, zamanla diğer Mezopotamya uygarlıklarına yayılmıştır. En önemli ürünleri; buğday ve arpa, evcilleştirdikleri başlıca hayvanları ise; koyun ve keçiydi. Tarıma başlamış olan bu insanlar toprağı işleyebilmek ve ürünü hasat edebilmek için bir takım aletlerden yararlanıyorlardı. Yapılan araştırmalarda Fırat ve Dicle nehirleri arasında ahır hayvanlarının kemikleri bulunmuştur. Bu da, bölgede hayvancılığın da yer edinmiş olduğunu göstermektedir. Bu dönemin “Neolitik”, yani “Yeni Taş Çağı Dönemi” denmekteydi. Neolitik dönem çiftçileri ürettikleri tahılları ve öteki malları depolamak için sepetler ve kilden kapılar da kullanmışlardır. İnsanları hayvanları tutabilmek ve öldürebilmek için gerekli aletleri yapmalarıyla bu dönem başlamıştır. Bu dönemde insanlar, hayvanların göç mevsimlerini takip ederek, o bölgelere gitmişler ve bu sayede hayvanları daha da yakından tanıma fırsatı bulmuşlardır. İnsanlar hayvanların devamlı olarak takip edilmesinden belli bir süre bıkmışlar, öncelikle kümes hayvanları olmak üzere, keçiler, domuzlar, deve, at, eşek, sığır gibi hayvanları evcilleştirmişlerdir. Aynı dönemde Amerika kıtasındaki yerliler de basamaklı teraslar aracılığıyla And Dağları başta olmak üzere tarımsal faaliyetlere başlamıştır. Güney Amerika’nın Büyük Okyanus kıyılarında yapılan kazılarda, tütün, patates, fasulye, biber, domates, balkabağı gibi tarımsal ürünlerin kalıntılarına rastlanmıştır. Yine Antik Yunanistan ve Antik Roma dönemlerinde de tarımsal faaliyetler göze çarpmaktadır. Zeytin, pamuk, mısır gibi Akdeniz bitkilerini yetiştiren Yunanlılar, buna karşılık toprakların azlığı ve fakirliği nedeniyle bu alanda çok ileri gidememiş, Romalılar ise tahıl ürünleriyle ticaret yapmışlardır. Orta çağlarda tarım Orta Çağ’da, İslam dünyası oldukça ileri düzeyde bir uygarlığa ulaşmıştır.

2017 Gıda ve Beslenme Derneği. Tüm hakları saklıdır.